Hülya Öztürk

Tarih: 31.01.2026 00:36

Dijital Dünyada Herkes Bir İz Bırakır, Ama Sadece İyiler Bir Yol Açar

Facebook Twitter Linked-in

Son zamanlarda maruz kaldığımız o karanlık ve kaotik yayınlara karşı, sadece iyiliklerin haberini yapan bir kanal olsa ne kadar ferahlardık, değil mi?

Günümüzde sosyal medya mecraları, haber alma süreçlerimizin merkezine yerleşmiş durumda. Ancak bu mecralarda vakit geçirirken kendimizi bitmek bilmeyen, kaotik bir olumsuzluk döngüsünün içinde bulabiliyoruz. 

Literatürde “Doomscrolling” veya Türkçe ifadesiyle “Felaket Kaydırması” olarak adlandırılan bu durum, sadece bir alışkanlık değil, modern bir bağımlılık türü olarak karşımıza çıkıyor.

İngilizceden dilimize giren bu kavram, 2018 yılında bir Twitter kullanıcısının paylaşımıyla doğmuş, gazeteci Karen Ho’nun paylaşımlarıyla popülerleşmiş ve koronavirüs salgınıyla birlikte gündelik hayatımızın bir parçası hâline gelmiştir. 

İnsan doğası gereği kötü habere yönelmek, aslında temel bir savunma mekanizmasıdır; kötü bir olay olduğunda bunu bir an önce duymak ve hayatta kalmak için önlem almak isteriz. Eskiden gazetelerin üçüncü sayfalarında bulduğumuz bu içerikler, şimdi her an parmaklarımızın ucunda.

Yeni medyanın geleneksel medyadan en büyük farkı algoritmalardır. Siz kötü bir habere tıkladıkça, algoritma bundan hoşlandığınızı varsayarak önünüze daha fazla benzer içerik çıkarır. 

Bu durum, kişinin içinde bulunduğu dünyayı olduğundan çok daha karanlık ve tehlikeli görmesine neden olan bir “yankı odası” yaratır.

Sonuç olarak; ticari bir menfaatle, sadece ilgi çekme odaklı ortaya atılan haberleri olduğundan daha dramatik, korkutucu ve panik yaratacak şekilde sunan dijital bir platform yapısı ortaya çıkar. 

Oysa haber kaynaklarının asli görevi, dünyayı olduğu gibi aktarmak ve toplumu gereksiz yere paniğe sürüklememektir.

Algoritmaları eğitmek bizim elimizde. 

Sosyal medyada iyiliği yaymak, aslında kalplere giden dijital bir köprü kurmaktır. Olumlu veya eğitici içeriklere yönelerek önümüze düşen akışı değiştirebiliriz. Dijital dünyada pasif birer tüketici olmak yerine; neyi, ne kadar ve hangi niyetle okuduğumuzu denetleyen bilinçli kullanıcılar olmalıyız.

Belki televizyonlarda sadece iyiliği anlatan bir kanal yok ama her birimizin sosyal medya hesabı aslında kendi yayın kanalıdır. Negatifliğin içinde boğulmak yerine, başkalarına ışık olurken kendi ruhumuzun da aydınlandığını fark edebiliriz.

Unutmayın! Bugün dijital dünyada bir iyilik haberi paylaşarak o “iyilik kanalının” ilk muhabiri siz olabilirsiniz.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —