Bazı isimler vardır; yazmaya başlar başlamaz rahatsız eder. Konforu bozar, suskunluğu yaralar, vicdanı hedef alır. Nurhayat Ata, artı5tv yazar kadrosuna katıldı. Bu, alışıldık bir “hoş geldin” haberi değil. Bu, tarafını baştan ilan eden bir yürüyüşün duyurusudur.
Nurhayat Ata; fikrini rüzgâra göre değil, inancına göre kuran bir yazar ve düşünce insanıdır. İmam Hatip yıllarında şekillenen idealleri, ilahiyat eğitimiyle derinleşmiş; annelikle birlikte çocuk gelişimi alanındaki çalışmalarıyla yeni bir boyut kazanmıştır.
Onun kalemi, estetik bir süs değil; şahitlik eden, itiraz eden ve hatırlatan bir araçtır.
Ata’nın yazı yolculuğu, Çanakkale ve şehitlere ithaf ettiği şiirlerle başladı. İki yıl üst üste birincilik ödülü almasına rağmen, dönemin başörtüsü yasağı nedeniyle kürsüye çıkmasına izin verilmedi. Ödül vardı, takdir vardı; ama hak yoktu, adalet yoktu. İşte o gün, yazmak onun için bir tercih olmaktan çıktı. Bir mecburiyet, bir direniş ve bir hafıza mücadelesine dönüştü.
Nurhayat Ata, şairane bir dili güçlü bir fikriyatla buluşturuyor. Yazılarında duygu ile düşünce yan yana duruyor; biri diğerini bastırmıyor, derinleştiriyor. Geleneksel değerleri merkeze alan hikâyeleştirilmiş çocuk kitapları üzerine çalışmalarını sürdüren Ata, aynı zamanda seslendirme projeleriyle kelimelerine yeni alanlar açıyor.
Ata’nın artı5tv’de yayımlanan ilk köşe yazısı, okuru alışıldık cümlelerle karşılamıyor.
Doğrudan soruyor, doğrudan yüzleştiriyor:
“Gazze’de yaşanan gerçekten bir savaş mı, yoksa planlı bir yok ediş mi?”
Yazıda, evrensel hukuk söylemlerinin Gazze enkazı altında kaldığına dikkat çekilirken; kadınların, çocukların, hastanelerin, okulların ve ibadethanelerin nasıl sistematik biçimde hedef alındığı çarpıcı ifadelerle ortaya konuluyor.
Yazının en sert bölümü, bombalardan çok sessizliğe ayrılıyor.
Ata’ya göre asıl felaket; sadece yağan füzeler değil, dünyanın bakıp susması.
Sessizlik büyüdükçe zulmün cesaret kazandığını,
tepki azaldıkça yıkımın hızlandığını vurgulayan Ata, insanlığın açık bir vicdan sınavından kaldığını söylüyor.
Nurhayat Ata’nın yazısı bir ağıtla değil, bir uyarıyla son buluyor.
Hafızasını kaybeden toplumların önce vicdanını, sonra geleceğini, en sonunda ise toprağını kaybedeceğini hatırlatıyor.
Okuru konfor alanından çıkmaya çağıran şu cümleyle noktayı koyuyor:
“Gazze’de sustuklarımız, yarın elimizde patlamasın.”
İŞTE İLK YAZISININ LİNKİ: https://arti5tv.com/kose-yazilari/gazzede_olen_sadece_cocuklar_degil_vicdanlar-9380.html