Okurlar raflara koştu, stoklar tükendi.
Dijital ekranla buluşan aşk hikâyesi, bu kez kitabevlerini ve online satış platformlarını salladı.
Hepsiburada verilerine göre dizinin yayın tarihinin duyurulmasının ardından geçen beş haftada kitap aramaları yüzde 641 arttı. Satışlardaki yükseliş ise yüzde 406’ya ulaştı.
Asıl kırılma noktası ise 13 Şubat oldu. Dizinin Netflix’te yayına girdiği gün, kitap satışları bir önceki haftaya göre yüzde 885 artış gösterdi. Aynı gün yapılan aramalarda ise haftalık bazda yüzde 1528’lik çarpıcı bir sıçrama kaydedildi.
Kısacası ekran başındaki izleyici, soluğu kitap sayfalarında aldı.
Yaşanan yoğun talep, kısa sürede mevcut stokların tükenmesine neden oldu. Platform üzerindeki kitaplar hızla satıldı, birçok kullanıcı “stokta yok” uyarısıyla karşılaştı.
Uzmanlara göre bu tablo, dijital uyarlamaların edebiyat üzerindeki etkisini bir kez daha gözler önüne serdi.
Coğrafi dağılıma bakıldığında üç büyük ilin ardından en yüksek talep Kocaeli, Bursa ve Tekirdağ’dan geldi.
Okur profilinde ise dikkat çeken bir tablo oluştu: Kitaba ilgi gösterenlerin yüzde 70’i kadın, yüzde 30’u erkek kullanıcılardan oluştu.
Dizinin yönetmeni Zeynep Günay, projenin büyüklüğünün kendisini ilk etapta ürküttüğünü belirtti. Ancak Orhan Pamuk’un sette bulunmasının büyük bir güven verdiğini ifade etti. Günay, “Bu kadar büyük bir eseri yönetmek ciddi bir sorumluluktu. Orhan Pamuk’un varlığı her an bir ferahlık sağladı” sözleriyle süreci anlattı.
Uluslararası basın da projeye kayıtsız kalmadı. New York Times, dizi öncesinde Orhan Pamuk’la özel bir röportaj gerçekleştirdi. Haberde, yazarın romanının ekrana aktarım sürecinde kendi estetik ve anlatı çizgisini korumak için yoğun bir mücadele verdiği vurgulandı.
Ekrandan kitaba uzanan bu güçlü etki, Masumiyet Müzesinin yalnızca bir dizi değil; yeniden keşfedilen bir edebiyat fenomeni olduğunu gösteriyor.
Görünen o ki, Kemal ile Füsun’un hikâyesi bu kez sadece izlenmiyor… yeniden okunuyor.