"Suyun Kıyısında: Halil Paşa'nın Yaşamı ve Sanatı" sergisi, 5 Mart – 23 Ağustos 2026 tarihleri arasında sanatseverleri tarihin ve estetiğin iç içe geçtiği etkileyici bir yolculuğa davet ediyor.
Bu sergi yalnızca tabloları değil; bir dönemin ruhunu, bir imparatorluğun dönüşümünü ve sanatın modernleşme serüvenini gözler önüne seriyor.

1852 doğumlu Halil Paşa, Osmanlı'nın asker kökenli ressam kuşağının en dikkat çeken isimlerinden biri. Akademik disiplinle yetişmiş bir subayken, ışığın ve rengin peşine düşen bir sanatçıya dönüşmesi onun hikâyesini benzersiz kılıyor.
Paris'te École des Beaux-Arts'ta aldığı eğitim, onun sanat anlayışını kökten değiştirdi. Batı'nın teknik ustalığını Doğu'nun estetik hafızasıyla harmanladı. Türkiye'de açık hava resmi geleneğinin temellerini atan isimlerden biri olarak, doğayı atölyeden çıkarıp doğrudan tuvale taşıdı.

Sergi, Halil Paşa'nın İstanbul Beylerbeyi'ndeki yalı hayatından Mısır'a uzanan üretim sürecini çarpıcı belgelerle ortaya koyuyor.
Abbas Halim Paşa'nın davetiyle gittiği Kahire'de geçirdiği yıllar, sanatçının renk paletinde adeta bir kırılma noktası yarattı. Boğaz'ın serin mavileri yerini Nil kıyılarının altın tonlarına bıraktı. Paris Salon sergilerinden İstanbul kıyılarına, Kahire'nin sıcak atmosferine uzanan bu yolculuk, sanatçının değişen coğrafyalarla birlikte evrilen ifade biçimini gözler önüne seriyor.

"Suyun Kıyısında" sergisi, yalnızca resimleri bir araya getirmiyor.
Kurumsal ve özel koleksiyonlardan ödünç alınan eserlerin yanı sıra Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi arşiv belgeleri, dönemin basın haberleri, mektuplar, aile arşivinden çıkan kişisel eşyalar, fotoğraflar ve desen defterleriyle adeta yaşayan bir tarih anlatısı sunuyor.
Ziyaretçiler, Halil Paşa'nın yalnızca sanatını değil; gündelik yaşamını, entelektüel çevresini ve modernleşme sürecindeki rolünü de yakından keşfetme fırsatı bulacak.
Halil Paşa, yalnızca bir ressam değil; iki dünya arasında kurulan bir estetik köprüydü.
Osmanlı modernleşme sürecinin sanat alanındaki en güçlü temsilcilerinden biri olarak, erken Cumhuriyet döneminde de üretmeye devam etti. Akademik disiplin ile empresyonist duyarlılığı aynı tuvalde buluşturması, onu Türk resim tarihinde ayrıcalıklı bir konuma taşıdı.
Dr. Özlem İnay Erten'in küratörlüğünü üstlendiği sergiye, yine Erten tarafından kaleme alınan kapsamlı bir yayın eşlik ediyor. Bu çalışma, Halil Paşa'nın yaşamını ve üretimini ayrıntılı biçimde inceleyerek Türkiye sanat tarihine önemli bir kaynak kazandırıyor.
"Suyun Kıyısında: Halil Paşa'nın Yaşamı ve Sanatı", yalnızca bir retrospektif değil; bir dönüşümün hikâyesi.
Boğaz'ın kıyısından Paris atölyelerine, oradan Kahire'nin ışığına uzanan bu büyük yolculuk, geçmişle bugün arasında güçlü bir sanat köprüsü kuruyor.
Ve izleyiciye şu soruyu fısıldıyor:
Bir ressam, bir dönemin kaderini tuvaline ne kadar sığdırabilir?