Almanya'da yalnızca Alman pasaportuna sahip yaklaşık 1 milyon 300 bin Türk kökenli seçmen bulunuyor. Berlin'in çifte vatandaşlık kapısını aralamasının ardından gözler bu büyük kitlenin vereceği karara çevrilmişti. Beklenti yüksekti, heyecan büyüktü. Ancak ortaya çıkan tablo şaşkınlığa neden oldu: Türk vatandaşlığı için başvuranların sayısı yalnızca 30 bin civarında kaldı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Komisyonu'nda konuşan Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Başkanı Abdulhadi Turus, rakamların beklentilerin altında kaldığını açıkça dile getirdi. "Daha yüksek bir sayı öngörüyorduk" sözleri, salonda dikkatle not edildi.
Almanya'nın 2024 yılında yürürlüğe giren yeni çifte vatandaşlık yasası, yıllardır tek pasaportla yaşamını sürdüren yüz binlerce Türk kökenli Alman için tarihi bir fırsat olarak görülüyordu. Ancak beklenen başvuru dalgası gerçekleşmedi.
1,3 milyonluk potansiyelin sadece yaklaşık yüzde 2'si harekete geçti. Bu tablo, "Neden?" sorusunu beraberinde getirdi.
Turus'un değerlendirmesine göre düşük başvuru oranının arkasında sadece bürokratik süreçler yok. Avrupa genelinde yükselen aşırı sağ söylemler ve Almanya'da siyasal atmosferdeki sertleşme, birçok kişinin tereddüt yaşamasına yol açıyor.
"Çifte vatandaş olursam hayatım zorlaşır mı?" sorusu, özellikle genç kuşakta ciddi bir endişe başlığına dönüşmüş durumda. Kimliğini daha görünür kılmanın sosyal ve siyasi sonuçlarından çekinenlerin sayısının azımsanmayacak düzeyde olduğu belirtiliyor.
Saha araştırmalarında da benzer kaygıların öne çıktığını vurgulayan Turus, kimlik beyanının Avrupa'da giderek daha hassas bir mesele haline geldiğine dikkat çekti. Aşırı sağın yükselişi, göçmen kökenlilerin kararlarını doğrudan etkiliyor.
Bir yanda köklerle bağ kurma arzusu, diğer yanda günlük hayatta karşılaşılabilecek olası ayrımcılık korkusu… Almanya'daki Türkler adeta iki duygu arasında sıkışmış durumda.
Yetkililer, rakamların sadece bir istatistik olmadığını; diasporanın ruh haline dair önemli bir sinyal taşıdığını belirtiyor. Türkiye'nin yurtdışındaki vatandaşlarına daha net, daha güçlü ve daha güven verici bir duruş sergilemesi gerektiği vurgulanıyor.
"Vatandaşlarımız, arkalarında Türkiye'nin olduğunu daha güçlü hissetmeli" mesajı, Ankara'nın önümüzdeki dönemde atacağı adımlar açısından kritik bir işaret olarak yorumlanıyor.
1,3 milyonluk potansiyelden 30 bin başvuru… Rakam küçük olabilir, ancak yarattığı etki büyük. Çifte vatandaşlık yasası yeni bir dönemin kapısını aralamış olsa da Almanya'daki Türklerin önemli bir bölümü şimdilik bekle-gör politikasını tercih ediyor.
Bu tablo, sadece hukuki bir tercih değil; Avrupa'daki Türk toplumunun psikolojisini, güven algısını ve gelecek kaygılarını da gözler önüne seriyor.