Almanya Başbakanı Friedrich Merz, yaptığı çarpıcı konuşmayla "alıştığımız dünya düzeninin sona erdiğini" duyurdu ve Avrupa'nın rotasını değiştirebileceğinin sinyalini verdi. Türkiye'nin de aralarında bulunduğu birçok ülkeyi tek tek sayan Merz'in sözleri, salonda ve diplomasi kulislerinde geniş yankı uyandırdı.
Konuşmasına Münih Güvenlik Konferansı'nı "küresel siyasi depremlerin sismografı" olarak tanımlayarak başlayan Merz, son yıllarda art arda yaşanan krizlerin artık istisna değil, yeni normal olduğunu söyledi.
Konferansın bu yılki temasının karamsar bulunduğunu kabul eden Merz, "Belki de daha da net konuşmalıyız. Bildiğimiz dünya düzeni artık yok" diyerek salonda dikkatleri üzerine çekti.
Merz'in en dikkat çeken bölümlerinden biri ise ABD'ye yönelik değerlendirmeleri oldu. Washington'un küresel liderlik rolünün ciddi biçimde tartışıldığını belirten Almanya Başbakanı, bu iddianın "muhtemelen zayıfladığını" ifade etti.
Buna rağmen Avrupa'nın ABD'yi gözden çıkaramayacağını vurgulayan Merz, "Atlantik ortaklığını silip atmak gerçekçi değil. Jeopolitik gerçekler buna izin vermez" dedi. Avrupa'nın, ABD ile ilişkisini sürdürürken aynı zamanda daha bağımsız ve güçlü bir aktör hâline gelmesi gerektiğinin altını çizdi.
Merz, konuşmasında Çin'e yönelik sert ifadeler de kullandı. Pekin yönetiminin küresel sistemde liderlik iddiasında olduğunu ancak bunu ekonomik ve stratejik bağımlılıkları kullanarak yaptığını söyledi. Uluslararası düzenin bazı aktörler tarafından kendi çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendirilmeye çalışıldığını belirten Merz, Avrupa'nın bu tablo karşısında daha hazırlıklı olması gerektiğini vurguladı.
Almanya Başbakanı, Avrupa Birliği'nin savunma reflekslerinin güçlendirilmesi gerektiğini de dile getirdi. AB Antlaşması'nın karşılıklı yardımı düzenleyen 42. maddesinin daha somut biçimde ele alınması çağrısında bulunan Merz, Avrupa'nın NATO içinde "kendi kendine yeten güçlü bir sütun" hâline gelmesi gerektiğini söyledi.
"Bu NATO'nun alternatifi değil; ama Avrupa'nın daha güçlü olması şart" sözleriyle savunma alanında yeni bir tartışmanın kapısını araladı.
Konuşmanın en çok konuşulan bölümü ise Avrupa'nın yeni ortak arayışına ilişkin mesajlar oldu. Merz, Kanada'dan Japonya'ya, Hindistan'dan Brezilya'ya kadar birçok ülkenin adını sıralarken Türkiye'yi de özellikle zikretti.
Avrupa'nın küresel ölçekte yeni ticari ve siyasi iş birliklerine yönelebileceğini belirten Merz, "Ortaklık mutlak bir kavram değildir; tüm değer ve çıkarların birebir örtüşmesini gerektirmez" diyerek esnek bir diplomasi anlayışının sinyalini verdi.
Bu sözler, Avrupa Birliği'nin özellikle savunma, enerji ve ticaret alanlarında yeni açılımlar yapabileceği şeklinde yorumlandı. Türkiye'nin adının açıkça anılması ise Ankara-Brüksel hattında yeni bir sayfa ihtimalini gündeme taşıdı.
Merz'in konuşması, yalnızca bir durum tespiti değil; Avrupa'nın geleceğine dair stratejik bir yön arayışı olarak değerlendiriliyor.
Küresel güç dengelerinin değiştiği bir dönemde Almanya'dan gelen bu mesaj, Avrupa'nın hem savunmada hem ekonomide hem de diplomatik ilişkilerde daha esnek, daha çok yönlü bir yol haritasına hazırlanabileceğini gösteriyor.
Münih'ten yükselen bu çıkış, "Avrupa yeni bir eksen mi arıyor?" sorusunu da beraberinde getirdi.